examcollection 300-135 dumps examcollection 300-360 dumps examcollection 70-417 dumps examcollection 300-206 dumps examcollection 300-209 dumps examcollection 642-998 dumps examcollection 70-480 dumps examcollectionuk 70-243 dumps examcollectionuk 400-101 dumps examcollectionuk 210-451 dumps examcollectionuk 700-501 dumps Port Types—Edge Port (PortFast), Point-to-Point and Shared port. Rapid-PVST uses RSTP to provide faster convergence 070-410 dumps 70-696 dumps 070-463 dumps 70-410 dumps 070-461 dumps 70-480 dumps 070-347 dumps 70-487 dumps 70-331 dumps 70-414 dumps 70-486 dumps 70-417 dumps 70-412 dumps 70-532 dumps 070-413 dumps 70-463 dumps 70-243 dumps 070-489 dumps 70-488 dumps 70-346 dumps 200-125 dumps 100-105 dumps 210-260 dumps 300-115 dumps 200-105 dumps 300-101 dumps 200-310 dumps 210-060 dumps 200-355 dumps 640-911 dumps 070-413 dumps300-160-dumps 210-250-dumps 210-255-dumps 200-150-dumps 200-155-dumps 300-160-dumps 300-165-dumps 300-170-dumps 300-175-dumps 300-180-dumps 300-210-dumps 600-509-dumps 600-510-dumps 600-512-dumps 700-172-dumps 700-070-dumps 300-560-dumps 642-385-dumps 810-502-dumps 830-506-dumps 200-150-dumps 70-698-dumps 70-734-dumps 70-741-dumps 70-742-dumps 70-743-dumps 70-761-dumps 70-764-dumps 70-767-dumps 70-765-dumps 70-740-dumps 70-357-dumps 62-193-dumps MB2-715-dumps MB2-716-dumps MB2-717-dumps MB2-718-dumps MB6-890-dumps MB6-892-dumps MB6-893-dumps
İslam Listeler

İngiliz bir muhtedi olan James William Lovegrove ’ın kaleminden ‘İslamda Çok Eşlilik’

İslam’da çok eşlilik hakkında İngiliz bir muhtedi olan James William Lovegrove ’ın hazırladığı Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi’nin rahmetullahi aleyh çevirdiği yazıyla sizleri baş başa bırakıyoruz.

1- İslam’dan Önce de Çok Eşlilik Bulunuyordu

çok-eşlilik-islamiyetten-öncede-vardı

Şurası unutulmamalıdır ki çok kadınla evlenme (taaddüd-i zevcât) yeryüzünde İslâm’dan önce de mevcut bulunuyordu. Benî İsrâil’in eski ve hürmete layık büyüklerinin çoğu, çok kadınla evli idiler. Bazı hallerde zevcelerin adedi beş yüze yaklaşıyordu. Dünyadaki diğer dinlerin kurucuları da bundan müstesna değillerdi. Hıristiyanlık da bu hususta bir değişiklik yapmadı. Hatta 16. asra değin hıristiyan dünyasında taaddüd-i zevcâta bol bol rastlanıyordu. Çok eşli tiplerin en kötüleri rahipler sınıfı ve piskoposlar idi. Günümüzde mevcut bulunan tek kadınla evlenme kanunu, Romalı kanun koyucu, dinsiz ve münkir olduğu mâlum İmparator Justinyanus’un vaz’ettiği müesseselerin ardından ortaya çıktı.

İslâm bu çok kadın alma sistemini ıslah ve tâdil etmek için gelmiştir. Kadınların adedini azaltmış, hudutlamış, ikinci bir kadınla evlenmeye ancak müstesna ve mahdut şartlarda izin verilmişti ki meselenin uygun ve tatbik-i kâbil hal şekli de zaten bundan başka olamazdı.

Müteaddit zevcelere yapılan muamele tarzına gelince yüce Kur’an bu hususta da muayyen bazı şartlar ileri sürmüştür. Bunlar çok kadınla evlenmeyi hemen hemen imkânsız hâle sokmuştur.

2- Çok Eşliliğin Bazı Gereklilikleri

çok-eşliliğin-gerekçeleri

İslâm, diğer dinlerden farklı olarak her konuda kanun ve ahkâm vaz’ eder. Taaddüd-i zevcât meselesindeki tutumu ise onu önleyici ve kısıtlayıcı mahiyettedir. Müslümanların geniş mikyasta çok eşli olduklarını duyar dururuz. Fakat hâlihazırda bu olaya binde bir kâbilinden tesadüf ediliyor.

Bir kere çok kadınla evlenme dinin koyduğu bir mecburiyet değildir. O, hayatın ancak bu yolla tedavi edilebilecek muayyen itidal durumlarını korumak için konulmuştur. Eğer evlilik —kelimenin kaba mânasıyla— kadın ve erkeğin bazı cinsî maksatlar sebebiyle bir arada kalmaları ise Avrupalılar tenkit edip durdukları Doğu’dan daha ziyade “taaddüd-i zevcât”çıdırlar.

Bir erkeğin hayatında zaman zaman bazı güç ve sıkışık durumlar hâsıl olabilir ve o anda sahip bulunduğu karısından ayrılmamakla beraber ikinci bir evlenme zarureti ortaya çıkar, yeni bir eş alması kaçınılmaz bir mecburiyet olur. Mesela kadının kısır veya çocuk yetiştirme kabiliyetinden mahrum, müzmin hastalıklı bir kimse olduğunu yahut da diğer eşlik görevlerinden herhangi birini îfâdan âciz durumda bulunduğunu düşünün; ikinci bir kadın almak, insan zekâsının bulacağı diğer bütün hal yollarından daha temenniye şayan düşecektir. Bugüne kadar insan cemiyetleri gayr-i meşrû cinsî münasebetleri ve zina mahsulü çocuk doğurmaları önleyecek elverişli başka çözüm yolları bulmayı maalesef başaramamıştır. Halbuki taaddüd-i zevcât müessesesinin var olduğu İslâm topluluklarında bu kabilden çirkin hareketlere fevkalâde ender tesadüf edilir. Çok kadınla evlenme, yaratılışları vâki taşkın duygulu, nefsi kuvvetli kimseleri haram yollara sapmaktan koruyan başlıca uygun vasıtalardan biridir. Bununla beraber İslâm’da kadın, erkek cinsinin bütün hürmet ve himayesine mazhar, hakları korunmuş, mahzur bir durumdadır. Ondan ağır işlerde çalışması ve kendi hayatını kendi kazanması istenmez. Her iki cins arasındaki fizikî ve bünyevî farktan dolayı hayatın ağırlığı erkeklerin omuzlarına yüklenmiştir. Kutlu kitabımız Kur’an; “Erkekler kadınların hâmi ve hâkimleridir.” der. Erkeklerin onları koruyup gözetmeleri gerekir.

Kazalar ve diğer olaylar yeryüzünde hep erkekleri tüketmektedir. Aynı sebepten kadınların sayısı daima erkeklerinkinden aşkındır. Son harp (I. Dünya savaşını kastediyor.) takriben bir milyon adamın kırılmasına sebep oldu. İşsizlik meselesi ciddi bir şekilde büyümektedir ve çalışan kadınlar yerlerini bu işsiz erkeklere bırakmaya zorlanmalıdırlar. Bu sayılanlar hep çok kadınla evlenmeyi imkân ve ihtimal sahasına getiren şartlardandır. Kur’an’ın konu ile ilgili olan âyetlerinin vahyi de harp zamanında vukû bulmuştur.

Uhud savaşında İslâm’ın 700 seçme askerinden 70’i mücadele meydanında düşüp şehit olunca arkalarında onların dul karıları ve yetim çocukları kaldı. Bunların ahlâksızlık ve sefalet bataklığına düşmeden şerefli bir hayat sürebilmeleri ancak rahat, şefkat ve emniyet dolu bir çatı altında barınmalarıyla mümkün olabilecekti.

Günümüzde de erkekler öldürülür ve arkalarında zevceleri ve çocukları hâmisiz kalabilir. Bu durumda, bilhassa kadınların kendi hayatlarını kazanmak için ağır yükler altına girmelerine ve hayat mücadelesi meydanına atılmalarına razı olmayan Şark ülkelerinde onların korunmaları, yalnız ve yalnız erkeklerin birkaç kadınla evlenmelerini kabul etmekle sağlanabilir.

3- Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam’ın Evlilikleri

Hz.Muhammed(s.a.v)

Hz. Peygamber’in sallallahu aleyhi ve sellem evliliklerinin çoğu da aynı maksatlar ve duygularla vukû bulmuştu. Hayatının en ateşli zamanlarında, 25 yaşında iken, kadınların iklim icabı çabuk ihtiyarlayıverdikleri sıcak bir ülkede 40 yaşındaki bir hanımla evlenen, 27 yıl ona tam bir sadakatle bağlı kalan ve ancak onun ölümü üzerine ve kendi 52 yaşında bulunuyorken yeni bir zevce alan sevgili Peygamberimiz’in, ne kadar olgun ve ölçülü hareket ettiği ortadadır. Onun, ihtiyarlığın eşiğinde birkaç zevce almasını, nefsanî hisler sebebiyle olmuş gibi göstermeye çalışan bazı iftiracı ve garazkâr Garp müelliflerini bizzat yaş durumları fiilen tekzip etmektedir.

Muhterem Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem , ilk hanımının vefatı üzerine eş olarak arkadaşı ve sahabîsi Hz. Ebû Bekir’in radıyallahu anh kızı Âişe’yi radıyallahu anha aldı. Sonra cihad devresi geldi. Onun birçok sahabîsi, geride himayesiz ve çoğunlukla yaşlı olan zevcelerini bırakarak şehit düştüler. Peygamber Efendimiz onları muhafaza etmek ve sıcak bir yuvaya kavuşturmak için bazılarını nikâhı altına aldı.

4- İslam’da Çok Eşlilik

islamda-çok-eşlilik-ev-aile

Mamafih şurası da asla unutulmamalıdır ki İslâm’da taaddüd-i zevcât ahkâmı, daha evvelki devirlerde olduğu gibi kişiye, keyif ve arzusunun istediği gibi doldurabileceği boş bir çek vermez. Zaten lüzum ve zaruret olmadığında bu çeşit bir teşebbüse izin verilemez, yapılırsa günah işlenmiş olur. Muamele tarzı, yedirip içirme, giydirme… vs. gibi hususlarda hanımlara aynı ölçü ve şekilde davranma kaydı da alelâde hallerde yeni bir kadın nikâhlamayı hemen hemen imkânsız kılar. Kur’an’da daha çok, tek kadınla evlenmeyi telkin ve tavsiye eden bir ifade tarzı kullanılmıştır. Tek kadınla evlenme bir gıda ise çok kadınla evlenme sadece bir ilaçtır ki bütün acılığına rağmen hastalık zarurî kılıyorsa kullanmak kaçınılmaz olur.

İlgili tarafların serbest, baskıdan âzâde, rızaları olmadan hiçbir evlenme yapılamayacağı gibi hiçbir kadın da zaten evli bulunan bir erkeğe ikinci zevce olarak varmaya zorlanamaz. Bir bekar için evlenirken ikinci bir zevce alabilme imkânı da kayıtlanabilir. İslâm’da evlilik, bütün kutsiyetiyle beraber hususî bir mukavele mahiyetindedir. Ve her anlaşmada, her sözleşmede olduğu gibi bunda da, dinin hükümlerine ve mantığa uygun bazı şartlar ileri sürülebilir. Mesela bir adamın ikinci bir kadınla evlenmesi vukûunda ilk karısının bütün zevcelik görev ve sorumluluklarından affedilmiş ve dilediğini yapmakta hür olacağı bir şart olarak nikâh esnasında teklif edilebilir ve o takdirde ilk kadın dilerse o erkekle olan evlilik bağını keser. Veyahut da evlenme mukavelesine sokulmuş ise ikinci bir kadın alma hâlinde kocaya, muayyen meblâğda para veya hayat boyunca nafaka verme zorunluluğu yüklenebilir. Kadın diğer bir kocaya varabilir ve tayin edilmiş para bu yeni durumda bile aynen alınabilir.

Kısaca söylemek gerekirse; İslâm’da taaddüd-i zevcât, zayıf cinsin menfaatlerini korumak için aslında onun lehine düşünülerek konulmuş bir müessesedir. Belki de insan cemiyetlerindeki bütün ahlâk hastalıklarının temizlenebildiği bir devirde kendiliğinden tatbik ve tedavülden kalkacaktır. İslâm hukukuna nazaran meselenin rûhu bizim yukarıda kısaca anlattığımız tarzdadır.

Burada boşanmakla ilgili birçok şey söyleyerek sözü uzatmak istemem. Şu kadar var ki Batı dünyası, Tanrı tarafından birleştirilmiş karı kocanın birbirinden asla ayrılamayacağına inanan katı hıristiyan akîdesinin ne kadar büyük zorluklar ve haksızlıklar doğurduğunu acı bir şekilde anlamış bulunuyor. Rutherford’unki gibi davalar, uygunsuz ahval ve mizaçların bile meşrû bir boşanma sebebi sayıldığı İslâm’da, tasavvuru bile imkânsız olaylardır. Batı’daki boşanma davası skandalları Doğu’da hiç bilinmez. Boşanma özel bir iştir ve her iki tarafın karşılıklı anlaşması onları, başkalarının dedikodularına sermaye olmaktan ve halkın diline düşmekten koruduğu gibi istikbalde tesis edecekleri yeni evlilikleri için gerekli iyi havayı da bulandırmaz.

Boşanma, bu husustaki bütün imkân ve serbestliklere rağmen müslüman ülkelerde nadir görülür. Bu, müslüman koca ile karısı arasında ne kadar mesut ilgiler bulunduğunu ihsas ettiren bir hadisedir. Mevzuyu yüce Peygamberimiz’in “Kadın, evinin hâkimidir.” ve “Meşrû (helâl) olduğu halde Allah tarafından en sevilmeyen şey boşanmadır.” sözlerini anmak suretiyle hitama erdiriyoruz.

Velhamdulillahi rabbil alemin. Vesselatu vesselamu ala rasulina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain. Esselamu Aleyekum.

 

Sen de Fikrini Söyle

A00-211-dumps 1V0-601-dumps 2V0-621D-dumps 2V0-621-dumps VCP-550-dumps VCP550-dumps 1Z0-051-dumps 1Z0-062-dumps 1z0-808-dumps 1Z0-803-dumps 1Z0-061-dumps 1Z0-060-dumps 1Z0-144-dumps NSE4-dumps NSE5-dumps NSE7-dumps NSE8-dumps CCA-500-dumps OG0-093-dumps EX300-dumps EX200-dumps JN0-102-dumps C9010-260-dumps C4040-252-dumps 101-400-dumps 9L0-012-dumps ccd-410-dumps 210-250 dumps 210-255 dumps 200-150 dumps 200-155pdf 300-160 dumps 300-165 dumps 300-170 dumps